Anasayfam yap   Sitene ekle  Künye  Bize Ulaşın
  Üyelik      
Anasayfa      Başyazı    Erzurum       Bölge       Türkiye       Güncel       Sağlık       Eğitim       Kültür/Sanat       Spor       Özel       Siyaset   
 
  LÜTFEN DİKKAT! -   Erzurum AKP'de kadın öfkesi -   Erzurum'un suyu temizlenmiş! -   Erzurum'un yabancı konukları! -   DSP’nin adayını CHP kaptı -   Erzurumlu gurbette isyan etti -   Kurtlar Vadisi kanalını seçti -   Bingöl'de 5 PKK'lı tutuklandı -   İşte MHP'nin Bursa adayı -   Erzurum'da İsrail'e öfke! -   İstanbul'u Dadaşlar yönetecek! -   Erzurum’da Filistin Yürüyüşü -   Sağlık Sigortası Işık Saçtı -   AKP'de aday sancısı! -   Gazeteci İspirli yoğun bakımda -   Erzurum'da DTP gözaltısı! -   Burası Erzurum Palandöken! -   İşte hafta sonu hava! -   Erzurumlu Bayram Ağa!.. -   İşte Erzurum-Diyarbakır farkı -

Anasayfaya dön  
 
Gürsel Erzurum'a cevap verdi

Pazar günü yazdığı yazıyla Erzurum'un gündemine gelen Kadri Gürsel,tepkiler üzerine bugünkü yazısında Erzurum'a cevap verdi. 

Demokrasi için demokratik Ramazan

Ramazan’ın son günlerinde birkaç günlüğüne Erzurum’a gitmiş ve kentteki Ramazan izlenimlerimi geçen Milliyet Pazar’da “Bir politik turistin ‘kent baskısı’ notları - Erzurum’u sevmeyen dağa çıksın” başlıklı bir yazıda yansıtmıştım. Tek cümlede özetlemek gerekirse, Ramazan’da kentte bir çay bile içmenin olanaksız olduğunu, bunun da ülkücü gelenekle, AKP’nin empoze ettiği dinci muhafazakârlığın harmanlanmasının sonucunda kente egemen olan hoşgörüsüzlükten kaynaklandığını yazmıştım.
Bu izlenim yazısı Erzurum’da bazılarının tepkisini çekti. Gelen mail’lerdeki ortak temaları kısalttığım alıntılarla aktarıyorum:
“Erzurum’un Ramazan’ı oruç tutmayan için çekilmezdir evet, Erzurum’da  Ramazan’da açık lokanta da bulmak güçtür evet, ancak onun haricinde Erzurum Ermenilere, sonrasında da bölücü Kürt akımlarına karşı belki de doğuda direnen tek kenttir.” (Selçuk Erhan)
“Tamamı Müslüman olan bir şehirde İslam’ın şartlarından biri olan oruç ibadetinin bu denli itina ile uygulanmasının nesi garip anlayamadım doğrusu.”
“Bu şehir iliğine kadar ‘Ya sev, ya terk et’ sözünün arkasındadır, bu utanılacak bir şey değil” (Hande Arsan)
“Sizin için çağdaşlık ve aydın kişi olmak Ramazan ayı gibi mübarek bir ayda insanlara saygısızlık yapıp cadde ortasında bilerek su içmek midir?” (Nuray Ertaş)

Günah işleme özgürlüğü
Aşağıdakiler de cevaplarımdır...
Birincisi, demokrasilerde ibadet etme özgürlüğü bireysel bir hak olup güvence altındadır. Ama demokrasilerde ibadet etmeme özgürlüğü de vardır. Bireyler ibadete veya ibadet etmemeye zorlanamaz. Yazımı dikkatle okuyanlar, oruç ibadetine değil, Ramazan vesilesiyle bir hayat tarzının bütün kente dayatılmasına itiraz ettiğimi anlayacaklardır.
İkincisi, demokrasilerde ibadet etmeyen bireyler, ibadet edenlere sırf ibadet ettikleri için fazladan saygı göstermeye ve kendi insan haklarından feragat etmeye de zorlanamazlar.
Kimse Ramazan’da oruç tutmadığı halde aç kalarak, oruç tutan bir diğerinin nefis sıkıntısını hafifletmeye zorlanamaz. Bunu ancak kendi isteğiyle yapabilir. Dolayısıyla Ramazan’da “oruç yemek” kaynağını Anayasa’dan alan bir haktır. Çünkü demokrasilerde laikliğin tanımı gereği, başkalarının canına, malına, hak ve özgürlüklerine zarar vermemek koşuluyla “günah işleme” özgürlüğü vardır.
“Ya sev ya terk et” gibi faşizan bir sloganı içselleştirebildiğini iftiharla ilan edenlere ise söyleyecek bir sözüm olamaz.

İyi ki dövmemişsiniz
Okur tepkilerinin ruhuyla örtüşen bir yazı da Zaman’da gazetenin Erzurumlu yazarı Bülent Korucu imzasıyla çıktı. “İnadına oruç, inadına Erzurum” başlıklı yazıdan “şecaat arz ederken sirkatin söylemek” sözünü hatırlatan bir alıntı aşağıda:
“Erzurum’da yıllarca kiracımız olan alt komşumuz oruç tutmazdı. Bütün mahalle bunu bilirdi ama kimse ima ile bile taciz etmezdi. Erzurum’da kahvehaneler, meyhaneler maalesef var. Kimse buraları basıp adam dövmüyor.”


Bravo! Kendinizi frenleyebildiğiniz için aferin size!
Korucu, Erzurum’da aracımın içinde su içmeme kafayı takmış. “Bir taciz mi, provokasyon denemesi mi?” diye soruyor.
Herkes adına endişelenmekte haklıyım! Çünkü bu kafa, başı açık bir kadına da dönüp, “Bu bir taciz mi, yoksa provokasyon mu?” diye sorar. Bilmem anlatabildim mi?
Bir de, Atatürk Üniversitesi bayramdan önce henüz açılmadığı için kampusta öğrenci bulunmadığını, dolayısıyla o sırada kantinlerin açık tutulmasının zaten gereği olmadığını yazmış ki, Korucu bu palavrayı Ramazan’da sıksaydı orucu sakatlanırdı! Çünkü Erzurum’da bulunduğum 25-26 Eylül’de kampus diğer illerden gelen öğrencilerle dolmuştu ve onlar yurtlarda kalıyorlardı.

Ve zorunlu bir açıklama
Korucu, “Fehmi Abi”sine müjdeyi vermiş: Fehmi Koru, Sedat Ergin’e beni şikâyet ede ede sonunda beni görevimden aldırtmayı başarmışmış!
Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin’in 9 ay önce aldığı, mesleki vizyonumla örtüşen prensip kararını uygulamaya koyması neticesinde, 9 yıldır Dış Haberler Müdürü olduğum Milliyet’teki çalışmama bundan böyle “yazar” olarak devam edeceğimi bu vesileyle duyurmak istiyorum. Korucu bunun görevden alınma mı, yoksa terfi mi anlamına geldiğini “Fehmi Abi”sine sorsaydı, alacağı cevap, tuttuğu “idrak orucu”nun bozulmasına neden olur muydu acaba? Hiç sanmıyorum. Ne diyeyim? Allah akıl fikir versin.

******

İşte Kadir Gürsel'in o tartışma yaratan yazısı...

Erzurum’u sevmeyen dağa çıksın

 

“Mahalle baskısı” kavramı Erzurum’da “kent baskısı”na dönüşmüş durumda. Eğer “günah işlemek” istiyorsanız bunu kentin herhangi bir yerinde yapamazsınız. Tek yol, asiler gibi “dağa çıkmak”; yani Palandöken’e gitmek.

Geçen ramazanda “politik turist” olarak Erzurum’da birkaç gün geçirdim. Tabii ki ramazan, Türkiye’nin taşrasında “seferi” olmak için en kötü aydır ama ben de zaten özellikle bu ayı seçtim... Maksadım, ramazanda durumun koyu muhafazakar bir taşra kentinde “seferi”ler için daha ne kadar kötüleştiğini tespit etmekti. AKP iktidarının hararetle ve sistemli olarak teşvik ettiği aşırı muhafazakarlaşmanın taşra ramazanlarını bir seferi cehennemine çevirmekte olduğu yolunda duyumlar alıyordum çünkü.
Erzurum’dan döndüm, Şeker Bayramı’nı (Rengimi de belli etmiş oluyorum böylece) geride bıraktık ve aradan geçen zamanda yedikleri cağ kebaplarıyla kadayıf dolmalarının Erzurumluların farklı olana tahammül gücünü artırdığını varsayarak, ramazanda veya sair zamanda bu kenti ziyaret edecek olan “seferi mezhebi”nden olanlara mesajımı hemen veriyorum:
Mesajım, “Erzurum’u sevmeyen dağa çıksın!” şeklindedir.
Çünkü literatüre “mahalle baskısı” olarak giren fenomen Erzurum’da “kent baskısı” düzeyinde tezahür ediyor! Hal böyle olunca kentteki “daha liberal” bir mahalleye gidip kurt dökmek mümkün olamıyor. O zaman yapılacak tek bir şey kalıyor geriye: Kenti terk etmek ve Erzurumlulara bırakmak. Erzurumluların da bundan memnun olacağını sanıyorum. En azından kentin sokaklarında birkaç gün dolaştıktan sonra edindiğim izlenim bu yönde. Bir izlenim bu tabii, yanlış olabilir ama “politik turist” olarak izlenimlerimi yazıyorum ben.

“Ski yapan dadaş” heykeli
Kentin rakımı 1900 küsur metre... Kenti temelli terk edecek olanlar liman kentlerine doğru, aşağıya gidecek; ama Erzurum’dan fazla uzaklaşmadan hayata dair keyif ve mutlulukların peşinde kısa bir rahatlama arıyorsanız daha da yukarıya çıkacaksınız: Palandöken Dağı’na!
“Erzurum’u sevmeyen dağa çıksın” şeklinde uydurmuş olduğum slogandaki “dağ” işte orası: Palandöken!
Palandöken, Erzurumlular için bir nevi “Sodom”. Orada, şehir merkezine 5-6 kilometre uzaklıktaki tesislerde aşık ve çakırkeyif olabilir, ramazanda oruç yiyebilirsiniz.
Palandöken “günah dağı”. Ve bir de kış sporları merkezi tabii... Böyle bir özelliği olduğunu dağa götüren yolun kavşağındaki “ski yapan dadaş” heykelini görünce anlamak mümkün.
Liberal dağdan düze inip, Erzurum’u “Ramazanda oruç yeme özgürlüğü ve halkın buna tahammül gücü” bakımından değerlendirmek gerekirse, Erzurum için “hoşgörüsüz ve baskıcı bir kent” derim ve bundan ötürü vicdanım hiç sızlamaz!
Şimdi, vicdanım neden sızlamaz, onu anlatayım...
Erzurum’a ayak bastıktan sonra ilk ziyaret ettiğim yer Atatürk Üniversitesi oldu. Beni makamında ağırlayan ev sahibi, “Özür dilerim size bir çay ikram edemiyorum çünkü ramazanda bu üniversitede çay bile içemezsiniz” diye başladı söze.

Çay bahçesinde çay yok
Üniversitedeki yemekhane ve kantinlerin işletmecileri yöreden insanlar. Kâh böylesinin doğru olduğuna inanmalarından, kâh “Başkaları ne der?” diye çekindiklerinden (kent baskısı) tüm ramazan boyunca işletmelerini kapalı tutuyorlar. Personeliyle birlikte 40 bin kişiyi barındıran koca üniversitede ramazanda karın doyurulabilen tek yer Tıp Fakültesi Hastanesi’nin kantini. Bunun dinsel bir izahı var tabii; hastaların oruç tutması farz olmadığı için kantin açık. Tost ve çay mevcut en azından.
Nüfusu 600 bine yaklaşan kent merkezinde ise ramazan boyunca korkmadan oruç yiyebileceğiniz tek yer otogardaki büfe. Onun da dinsel bir açıklaması var: Seferilere oruç farz değil çünkü.
İftardan önce bütün şehri arşınladım. Allah rızası için bir tane açık büfe, restoran veya kafe bulamadım. Hepsinin vitrininde, üzerinde “İftara açığız”, “İftara ve sahura açığız” yazan tabelalar vardı.
Lala Paşa Camii’nin çevresindeki çay bahçelerinde boş masaların etrafında insanlar boş boş oturuyordu. Önlerinde çay, kahve, kola olmayınca, veya ağızlarında bir sigara, öylesine boş görünüyorlardı.
Ve iki gün boyunca bütün şehirde bir “günahkâr” aradım, bulamadım. Bir Allah’ın kulu yoktu; sokak arasında, cam kenarında bile olsa sigara içen, bir şeyler çiğneyen.

Su içersen döverler
Kimse beni bütün Erzurumluların kamuya açık yerlerde oruç yemezken bunu gönül rızasıyla yaptığını anlatmasın. Bu, sosyolojik olarak mümkün değil bir kere. Hiçbir toplum yüzde yüz şöyle ya da böyle olamaz. Mutlaka farklılıklar vardır ve bunları nasıl karşıladığınız sizin medeniyet skalasının neresinde olduğunuzu gösterir. Bir de tabii gerçek demokrasinin vazgeçilmezi olan çoğulculuk farklı olana tahammülü içerir. Erzurum çoğulcu değil, çoğunlukçu. O nispette de demokrasi kültüründen uzak bir şehir. “Ya sev ya terk et” sloganının hediyelik eşya dükkânlarında karşınıza çıkması bu yüzden.
Ama ben bir kez günah işlemeye karar vermiştim. Kentin göbeğinde park halindeki otomobilimin içinde su şişesini kafama diktim. Yandaki araçta bulunan 30’lu yaşlardaki üç erkek bana kötü kötü baktı. Birinin “Döverler” dediğini duydum.
Sonra karnım acıktı. Mehmet Yaşin’in “Lezzet Durakları” adlı kitabında öve öve bitiremediği cağ kebabının Erzurum’daki birinci adresi olan “Meşhur Tortum Koç Cağ Kebap Salonu”nu aradım. İftara bir buçuk saat vardı ve hayret ki ne hayret, telefondaki ses “Açığız, buyurun gelin” dedi.
Gittim; salonda benden başka müşteri yoktu. Beni ters “L” şeklindeki salonun en dibinde, dışarıdan bakanların göremeyeceği bir köşeye oturttular. Kötü bakışlarıyla hizmet eden bir garsonun getirdiği cağ kebabından dört tane yedim. Yanında acılı ezme ve süzme yoğurt da vardı.
İftara beş-on dakika kala, salon orucunu açmak için bekleyenlerle dolmuşken 18 YTL tutan hesabı ödedim ve “cağ kebabının mucidi”, patron Kemal Koç’a hem kebabının lezzeti hem de ramazanda dükkanını açık tutma cesaretini gösterdiği için teşekkür etmek istedim. 

Açığız ama kapalıyız
Telefondaki ses beni yanıltmış; Kemal Koç’un dükkânını açık tuttuğunu sanmak ne saflıkmış meğer! Gazeteci olduğumu söyledim, “Cesaretiniz için tebrik ederim” diyecek gibi olunca Kemal bey hemen düzeltti; aslında açmıyorlarmış dükkanı. Ramazanlarda dükkan cağ kebaplarının iftara yetişmesi için öğleden sonra dört sularında kapılarını mecburen açarmış, kebap hazır olduktan sonra ise gelen seferiler, arkadaki gözden ırak köşede yerlermiş. Bu da bir “ara çözüm” işte. Dışarıdan bakınca dükkan müşteriye açık değil gibi ama seferiler (Bu şehirde günahkarlara verilen ad) gizlenerek yiyebiliyorlar.
Cağ kebabını da merak edenler için tarif edeyim: Bursalı İskender’in 19’uncu yüzyılda ayağa kaldırarak “icat ettiği” döner kebabın yeniden yere yatırılarak “keşfedilmiş” hali... İskender’in dönerinden farkı, içinde kıyma yok; tamamı yaprak dönerden.
1980 öncesini hatırlayanlar bilir; Erzurum ülkücü hareketin çok güçlü olduğu kentlerden biriydi. Ülkücü gelenek Erzurum’da hâlâ canlı; ama AKP’lileşmiş ve daha da İslamileşmiş olarak. Dikkatli bir göz bunu şehrin sokaklarında, çarşı pazarında dolaşırken kolayca fark edebilir. Erkeklerin sarkık bıyıklarında, kafa tokuşturarak merhabalaşmalarında veya türbanlı bir genç kızın uluyan kurt figürlü anahtarlığında...
Çoğulculuğun bu şehre girememesinin birden çok nedeni vardır elbette ama benim izlenimim, ülkücü gelenekle dinci muhafazakarlığın harmanlanarak oluşturduğu baskıcı kültürün bunda en önemli rolü oynadığı yolunda...
Yoksa başka hangi şehir, misafirlerini havaalanındaki hediyelik eşya dükkanında satılan oltu taşı tabaklar üzerine nakşedilmiş “Ya sev ya terk et” sloganıyla uğurlamayı normal bir durummuş gibi içine sindirebilir? 
KADRİ GÜRSEL kadri.gursel@milliyet.com.tr

Milliyet Pazar


   Bu haber toplam 4161 defa okunmuştur  Yukarı


        Yorumlar


 
Ekleyen : by_brn | 24.10.2008 00:34:40
 
 
dadaş çelik bir yaya benzer bay Gürsel O nu germeye gelmez...
 
 
Ekleyen : mesa | 23.10.2008 19:26:34
 
 
can kardeşime aynen katılıyorum.gürsel bey. bireysel haklar güvence altındadır. evet bu konuda sana katılıyorum. güvence altında olmalıdır da. ama madalyanın öteki yüzüne niye bakmıyorsun. başörtüsü yüzünden okuyamayan kızlarımızın, bazı yerlere başörtülü giremeyen analarımızın bireysel özgürlükleri yomkmu. bunlarında teminat altına alınması gerekmez mi. neden hep ayak keseri gibi kendi tarafınıza yontuyorsunuz. gene sözümdeyim. erzurumu karalamaya hele sizin zihniyetinizdekilerin karalamasına hiç hakkınız yok. bu millet bunun için sizleri hoş görmüyor.sonuçlara bakın.
 
 
Ekleyen : tevhit | 23.10.2008 12:32:23
 
 
mantığa bak git o zaman hindistAnda bir inek kes de göreyim seni.saygıyı gösterecen bay güzrsel o kadarrrr..
 
 
Ekleyen : MUSTAFA | 23.10.2008 12:07:20
 
 
BİZ MEMNUNUZ ORUÇTAN DA MÜSLÜMAN OLMAKTAN DA,
ŞİKAYETİMİZ YOK.
 
 
Ekleyen : f.y | 23.10.2008 09:53:50
 
 
Erzurumumuzla iftihar ediyoruz.(Elhamdulillah) Ya tersi yazılaydı ( Maazallah).
 
 
Ekleyen : can | 23.10.2008 09:19:12
 
 
ne güzel kıvırıyorsun gürsel
 
Kullanıcı adı :
Yorumunuz :


  •       


    •  Genel..


    •  Objektife takılanl..


    •  Kültür sanat..


    •  Magazin..


    •  Olaylar..


    •  Güncel..


    •  Yaşam..


    •  Erzurum..
  •   




  Diğer Güncel Haberleri
   LÜTFEN DİKKAT!
   Erzurum’da Filistin Yürüyüşü
   İşte hafta sonu hava!
   İşte Erzurum-Diyarbakır farkı
   Üniversitede kirlilik suskunluğu!
   Biz Erzurum'u göremiyoruz!..
   ”Erzurum gerçeğini açıkla”!..
   Erzurum'da dinamit avına ceza!
   Erzurum yok oluşu seyrediyor
   Memurdan para kesilecek



  En çok okunanlar
   Solcu ailenin Erzurumlu 'sağcı' oğlu
   Erzurum'da müdürün kızı gündemde...
   Erzurum'da yeni Hastane geline emanet!
   Erzurum’da Okulu peşkeş mi çektiler?
   İşte MHP'nin Erzurum adayları
   Erzurum’da sürpriz adaylar…
   Erzurum'un efsane gazetecisi
   Spor medyasının deli fişeği!..
   MHP'nin Erzurum adayları
   Erzurum AKP karışacak

  Anket
AKP'nin Erzurum merkez ve ilçe belediye başkan adaylarını nasıl buldunuz?
İyi (10%)
Kötü (87%)
Fikrim yok (1%)
 1428 - Katılım Diğer anketler

 
    Yayın İlkeleri  .  Künye  .  Bize Ulaşın  .  Tavsiye et   Copyright © 2008 gazeteguncel.com
 Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
 2008 © Copyright gazeteguncel.com       Eglenturk.net